Anne Sütünün Artmasında Beslenmenin Önemi

Emziklilikte Beslenme

Büyümenin en hızlı olduğu yenidoğan döneminde bebeğin yaşantısında en önemli konu beslenmedir. Anne sütü bebeğin hem sağlıklı olması, tüm besin öğeleri gereksinmelerini karşılaması, kolaylıkla sindirilebilir ve enfeksiyonlara karşı koruması açısından yeri doldurulamaz bir besindir. Anne sütü doğumdan sonraki ilk yarım-bir saatlik süre içinde ve başka hiçbir ek besin, su dahil, verilmediğinde bebekler için en ideal en besleyici aynı zamanda da içerdiği prebiotik probiotik özellikleri ile koruyucu bir besindir. besindir.Anne karnında steril bir ortamdan gelen bebek anne sütünün içerdiği immun etmenlerle dış ortamdaki patojenlere karşı korunmaktadır.
Emziklilik (laktasyon) genellikle meme büyümesi, süt salgılanmasının başlanması ve başlayan süt salgılanmasının devamı olmak üzere üç döneme ayrılır. Her bir dönem metabolik ve üreme hormonları ile denetlenmektedir. Metabolik hormonlar büyüme hormonu, kortikoidler, insülin, tiroksin, üreme hormonları ise östrojen, progesteron, prolaktin ve oksitosindir.
Emzirmenin başarılı olduğunu söyleyebilmek için annenin bebeğini güçlük çekmeden, hemen doğum sonrasında emzirmesi ve bebeğin sağlıklı olarak kilo alması gereklidir. Günlük bireysel ayrıcalıklara göre 20-30g kilo alımı uygundur. Emzirme döneminde bedensel, psikolojik, doğum öncesi ve sonrası bir takım etmenlerin emzirmeye etkisi vardır.

Anne Sütünün Artmasında Bedensel Etmenler

emzikilkte beslenme

Kadının yaşının süt salgılanmasında etkin olduğu, yaşı ileri olan kadınların ortalama olarak bebeklerini daha uzun süre emzirdikleri saptanmıştır. Doğum sayısının laktasyon başarısını etkilemediği, ancak anne sütü ile beslenmenin yaygın olmadığı ülkelerde ilk emzirmenin başarısız olması halinde, kadının daha sonraki doğumlarda emzirmeyi reddedebildiği görülmüştür. Emzirmede başarı hemen doğum sonrasında bebeğin emzirilmesi ve sağlıklı tartı artışının izlenmesi ile sağlanır.
Başarılı bir emzirme için yeterli ve dengeli beslenme gerekli ise de bebeğini büyütmek, sağlıklı olmasını sağlamak ve yaşatmak amacı ile uyarılmış, beslenmesi dengeli ve yeterli olmayan bir anne bile başarılı bir emzirme dönemi geçirebilmektedir. İyi duygular, bebeği ile mutlu olmak, sevgi ile onu düşünmek, çocuğunu görebilmek, ona dokunabilmek, bebeğini yanında hissetmek, sütünün onun için en iyi bir besin olduğunu bilmek anneyi emzirmeye hazırlar, oksitosin refleksinin çalışmasına ve sütün akmasına yardımcı olur.

Anne Sütünün Artmasında Psikolojik Etmenler

Anne sütüyle beslenme, kültürlere göre değişmektedir. Aile çevresi ve yakın akrabaların tutumu, güven duyulan sağlık personeli annenin duygularını etkileyebilmekte süt verimini artırmaktadır.Bebeği ile ilgili kaygılar hastalık veya sakat doğumlar baba ve yakın ve güvenilir kişilerden destek görmemek sağlık personelinin hatalı tutumu anne de kaygı yaratarak süt verimi azalabilir.

Anne Sütünün Artmasında Doğum Öncesi Etmenler

Emziren kadınların doğumdan önce ve sonra meme uçlarını özel yöntemlerle emzirmeye hazırlamaları gerekir. Memedeki herhangi bir bozukluk veya rahatsızlığı önleyebilmek için günde bir veya birkaç kez özel egzersizler yapılabilir, meme ucu uyarılarak ve masaj yapılarak anne emzirmeye hazırlanabilir.Bu konuda antanatal yani doğum öncesi bakım ünitelerinde ayrıntılı eğitim verilmelidir.

Anne Sütünün Artmasında Doğum sonrası Etmenler

anne sütünün depresyona faydaları

Süt salgılanmasında emme uyarılarının büyük etkisi vardır. Emzirme başladıktan sonra emme uyarılarına göre anne sütünün yapımı değişkenlik gösterir.
Memenin içinde süt salgılama hücre kümelerinden oluşan ve alveol adı verilen küçük kesecikler vardır. Prolaktin adlı hormon bu hücrelerden süt salgılanmasını sağlar. Alveollerin çevresinde, kasıldıklarında sütü meme ucuna doğru sağan kas hücreleri vardır.

Oksitosin adlı hormon bu kas hücrelerinin kasılmasını sağlar. Küçük tüpler ya da kanallar sütü alveolden dışarı taşır. Areolanın yakınlarında tüpler genişler ve laktifer sinüsleri oluşturur. Salgılayıcı alveoller ve kanallar destek dokusu ve yağ ile çevrelenmiştir.
Memeye şeklini veren ve küçük ile büyük meme ayrımını yapan bu yağ dokusudur. Küçük ve büyük memeler yaklaşık aynı miktarda salgı bezi dokusuna sahiptir ve ikisi de yeterince süt üretebilir.
Başarılı bir emzirme bebeğin emmesi ile başlar.Emme laktasyonun başlamasında en önemli uyarıdır. Bebek meme emdiğinde meme ucundan duyusal ileti beyine giderek süt salgısını uyarır. Yanıt olarak ta beyin tabanında bulunan hipofiz bezinin ön lobu prolaktin salgılar. Prolaktin kan dolaşımına karışarak memeye gider ve süt salgılayıcı hücrelerin süt salgılamalarını sağlar.
Fazla emme fazla süt yapar.Doğru bir bilgidir. Beynin tabanındaki hipofiz bezinin arka bölümü oksitosin hormonu salgılar.
Oksitosin refleksine boşalma refleksi veya süt salgılama refleksi denir. Laktasyonun başlangıcında emzirmeden utanma, uterus kontraksiyonları gibi olaylar bu refleksi baskılayabilir. Bu refleksin başarısız olmasında en büyük etken de memeler sütle dolduğu halde bebeğin çok az miktarda süt emmesi ve süt yapımının uyarı azlığı nedeniyle baskılanmasıdır.
Ekonomide sunu (arz) ve istem (talep) olarak adlandırılan denge, anne ve bebek arasında da vardır. Normal bir emziklilikte, bebekte açlığını giderme isteği ve uyarısı annede süt salgılama tepkisi yaratır. İlk aylarda çocuk geceleri de dahil olmak üzere sık aralıklarla emzirilmeli ve bebeğin memeyi tamamen boşaltması sağlanmalıdır. Midenin boşalma zamanı çocuklara göre farklılıklar gösterdiğinden, anne sütü alanlarda ilk aylarda bir beslenme programı yapmak, saat aralıkları koymak sakıncalıdır.

 

Comments

So empty here ... leave a comment!

Yaz Yazabildiğin Kadar

Sidebar