Gebelikte Bel Ağrısı Sebepleri ve Bilimsel Açıklaması

Gebelikte Bel Ağrısı

Bel ağrısı gebelikte sık görülen bir problemdir. Gebe kadınların yarısından fazlası gebeliklerinin herhangi bir döneminde bel ağrısından yakınırlar. Ağrı hafif rahatsızlık hissinden ciddi ve dizabiliteye neden olacak şiddet arasında değişiklik gösterebilir. Bu kadınların üçte birinde ağrı, günlük yaşam aktiviteleri, işe gitme ve uykuyu etkileyecek kadar şiddetlidir. Bel ağrısının yaşam kalitesi üzerine etkileri ve topluma maliyetinin fark edilmesi son dekatta bu konuya olan medikal ilgiyi artırmıştır. Ağrı genellikle gebeliğin 5-7. aylarında görülür ancak ilk trimestrde de ortaya çıkabilir.

gebelikte yaşanan bel ağrısı
gebelikte yaşanan bel ağrısı

Ayrıca gebelikteki bel ağrısı postpartum dönemde de devam edebilir, sonraki gebeliklerde bel ağrısı için risk oluşturur ve pek çok kronik bel ağrılı kadının bel ağrısının başlangıcı gebelikle ilişkilidir. Sık görülmesine rağmen terminoloji, tanı ve sınıflamada belirsizlikler mevcuttur. Etyoloji ve patogenez tam olarak anlaşılamamıştır.
Etyoloji olasılıkla eşlik eden mekanik, hormonal ve vasküler kombinasyonuyla ilişkilidir. Gebelikteki bel ağrısı genellikle lomber ağrı ve posterior pelvik ağrı olarak ayrılır. Bu ayırım hem tedavi ve hem de prognoz açısından önem taşır. Karakteristik bulgular ve tedavi bu iki grup arasında farklılık gösterebilir. Doğru değerlendirme ve etkili tedavi gebelikteki bel ağrısının tedavisi için önemlidir.
Bu yazıda gebelikle ilişkili bel ağrısı üzerine yapılan çalışmalarınışığında konu ile ilgili derleme sunulmuştur.

Bel ağrısı gebe kadınlarda sık görülen bir şikayettir. Prospektif ve retrospektif olarak yapılan değişik çalışmalarda gebe kadınların yaklaşık %14.2-76.6’sında gebeliğin herhangi bir döneminde kısa veya uzun süreli bel ağrısı görüldüğü rapor edilmiştir.
Bu durumu tanımlamak için değişik terimlerin kullanılmış olması ve net tanısal kriterlerin olmamasının bu oranları etkilediği düşünülmektedir. Gebeliğin genellikle 5-7. Aylarında görülmekle birlikte ilk trimesterde de ortaya çıkabilmektedir ve genellikle doğumu takiben 1-3 ayda kendiliğinden geçmektedir.
Çoğu vakada kendiliğinde iyileşme gözlendiği için geçmişte çoğu doğum hekimi tarafından normal gebeliğin önemsiz ve kaçınılmaz bir şikayeti olarak kabul edilmiş ve bu nedenle bu problemin etkin tedavisi veya risk altındaki gebelerin erken belirlenmesi geliştirilememiştir.
Ancak bazı özellikler gebelikte görülen bel ağrısını önemli kılmaktadır. Bu kadınların yaklaşık üçte birin de ağrının günlük yaşam aktivitelerini etkilediği, %6-15’inde ise belirgin dizabiliteye neden olduğu bildirilmiştir. Ayrıca daha sonraki gebeliklerde ağrıya predispozisyon yarattığı ve %10-15 vakada kronikleştiği bildirilmiştir. Bu çalışmalardan birinde %10, diğerinde %6 kadında 6 aydan uzun süren bel ağrısı tespit edilmiştir. Başka bir çalışmada ise gebe kadınların %67 ‘sinde bel ağrısı tespit edilmiş ve bunların %42’sinde ağrının postpartum 6 ay, %37’sinde 18 ay devam ettiği belirtilmiştir.

gebelikte bel ağrısı bilimsel açıklaması
gebelikte bel ağrısı bilimsel açıklaması

Bu çalışmadaki yüksek oran gruptaki kadınların yaş ortalamalarının yüksekliğine bağlanmıştır.
Bel ağrısı genel popülasyonda da sık görülen bir problemdir. Bir çalışmada kadınların %22’sinde gebelik öncesi de bel ağrısı olduğu tespit edilmiştir. Diğer çalışmalarda da gebelik öncesi bel ağrısı şikayeti olan gebelerde ortaya çıkan bel ağrısının şiddetinin daha fazla olduğu belirtilmiştir. Genç ve orta yaşlı kronik bel ağrısı olan kadınlarda yapılan retrospektif çalışmalarda %10-25’inde bu ağrının ilk epizodunun gebelikte başladığı rapor edilmiştir.
Günümüzde daha çok kadın düşük maaş ve ergonomik olarak kötü planlanmış işlerde çalışmaktadır. Çalışan gebe kadınların %9-21’inin şiddetli bel ağrısı nedeniyle rapor aldıkları tespit edilmiştir. İsveç’te 1995 hükümet raporunda kadınların %72’sinin gebelikleri esnasında rapor aldıkları ve bunların %10’unun nedeninin bel ağrısı olduğu bildirilmiştir. Yine İsveç’te yapılan 2 çalışmada gebe kadınların %70’inin gebelikleri döneminde yasal rapor süreleri dışında ortalama 7 hafta rapor kullandıkları ve en çok konulan tanının bel ağrısı olduğu görülmüştür.
Bu açıdan bakıldığında da günümüzde gebelikle ilgili bel ağrısının önemli bir sosyoekonomik problem olduğu görülmektedir.
Ağrı tipik olarak alt bel bölgesinde, sakroiliak eklemler ve simfizis pubis civarındadır. Yürüme, öne eğilme, yük kaldırma, taşıma gibi bel ve pelvis kullanımını gerektiren aktiviteler ağrıyı aktive ederler. Semptomlar sabahları orta derecede iken akşamları artar . Bazı kadınlarda ağrının şiddeti gebeliğin ilerlemesiyle artış göstermektedir. Bu artışın nedeni multifaktoriyeldir ve büyük ölçüde bilinmemektedir.
Gebelikle ilişkili bel ağrısı kavramı iyi tanımlanamamıştır ve ağrının anatomik orijini net olarak bilinmemektedir.
Bu nedenle literatürde terminolojide farklılıklar mevcuttur. Pelvik ağrı, pelvik eklem ağrısı, pelvik kuşak relaksasyonu, pelvik eklem instabilitesi, posterior pelvik ağrı, peripartum pelvik ağrı, pelvik yetersizlik gibi terimler kullanılmıştır. Son yıllarda pelvik kuşak ağrısı teriminin kullanılması önerilmektedir.

gebelikte bel ağrısı tedavisi
gebelikte bel ağrısı tedavisi

Genel olarak anatomik lokalizasyona göre alt bel bölgesi ağrısı ve posterior pelvik ağrı (PPA) olarak sınıflandırılmaktadır. Bu iki tip ağrı aynı zamanda olabilir veya aynı kadında farklı zamanlarda ortaya çıkabilir.
Simfizis pubis ağrısı ayrı bir fenomen olarak düşünülmemekte ve genellikle PPA ile birlikte görülmektedir. Lomber ağrı ile PPA birlikteliği %20-30 olarak bildirilmiştir. Bunların dışında sırt ağrısı, siyatik ve gece bel ağrısı paternleri de tanımlanmıştır. Ostgaard ve arkadaşları 855 gebeyi gebeliğin 12. haftasından itibaren izlemişler ve bu gebelerin %10’unda sırt ağrısı, %40’ında bel ağrısı, %50’sinde sakroiliak ağrı olmak üzere 3 tip ağrı tanımlamışlardır. Kristiansson ve arkadaşları ise bel ağrısı olan gebelerin yaklaşık %50’sinde PPA, %40’ında ise lomber ağrı olduğunu rapor etmişlerdir. Albert ve arkadaşları da gebelikte görülen pelvik eklemlerle ilişkili ağrıyı: pelvik kuşak ağrısı, simfizyolizis, tek taraflı sakroiliak sendrom, çift taraflı sakroiliak sendrom ve tanımlanamayan grup olarak 5 gruba ayırmışlardır.

Risk Faktörleri

Gebelikle ilişkili bel ağrısının ortaya çıkışında çalışmalarda değişik faktörler araştırılmıştır. Literatürde gebelik öncesi bel ağrısı şikayetinin varlığının gebelikle ilişkili bel ağrısının ortaya çıkışında etkili olduğu konusunda fikir birliği mevcuttur. Aynı zamanda gebelik öncesi bel ağrısının gebelikle ilişkili bel ağrısının süresi ve şiddeti ile de korele olduğu bulunmuştur. Ostgaard ve arkadaşları önceden bel ağrısı olan kadınların gebelikte bel ağrısı gelişmesine 2 kat fazla yatkın olduklarını ve ağrı süresinin daha uzun olduğunu bulmuşlardır.
Önceki gebelikte bel ağrısı olması, gebelikte bel ağrısı gelişmesi için önemli bir risk faktörü olarak bulunmuştur. Brynhildsen ve arkadaşları önceki gebelikte bel ağrısı olan kadınların %94’ünde gebelikte bel ağrısı olduğunu tespit etmişlerdir.
En çok tartışılan iki risk faktörü ise yaş ve paritedir. Bazı çalışmalarda yaşın ileri olması risk faktörü olarak bulunurken diğer çalışmalarda genç yaşın risk oluşturduğu
tespit edilmiştir .

gebelikte bel ağrısı çekmek
gebelikte bel ağrısı çekmek

Gebelik sayısının risk faktörü olup olmadığı açık değildir. Bazı çalışmalarda multiparite risk faktörü olarak bulunmuş  ve multipar kadınların bel ağrısı süresinin daha uzun olduğu ve ağrının özellikle son trimestrde görüldüğü tespit edilmiştir. Buna karşılık diğer çalışmalarda böyle bir ilişki bulunamamıştır . Olasılıkla parite gebelikle ilişkili bel ağrısının ortaya çıkışında belirleyici bir role sahip değildir, ancak önceki gebelikte bel ağrısı olması gebelikle ilişkili bel ağrısını ortaya çıkma riskini artırmaktadır.
Fiziksel olarak fit olanlarda (haftada 45 dk veya üzeri fiziksel aktivite) gebelikte lomber ağrı gelişme riski daha düşük bulunmuştur. Ancak gebelik öncesi fiziksel egzersizlerin PPA gelişme riskini azaltmadığı tespit edilmiştir. İyi antrenmanlı atletlerde gebelikte ciddi PPA tespit edilmesine rağmen lomber ağrı sık değildir. Ayrıca kişinin normal veya güçlü bele sahip olduğuna inanması da riski azaltıcı bir faktör olarak bulunmuştur .
Posterior pelvik ağrı gebeliğin daha erken dönemlerinde başladığı (18. hafta) için ağrı gelişiminde ağırlık artışından ziyade hormonal faktörlerin etkili olabileceği düşünülmüştür. MacLennan ve arkadaşları gebelikle ilişkili bel ağrısı olan ve olmayan gebeleri karşılaştırdıkları çalışmalarda bel ağrısı olan gebelerin daha yüksek serum relaksin düzeylerine sahip olduklarını tespit etmişlerdir.
Kristiansson ve arkadaşları da relaksinin gebelikle ilişkili bel ağrısının ortaya çıkışında etkili olduğunu ancak ağrı lokalizasyonu ile relaksin konsantrasyonu arasında ilişki olmadığını belirtmişlerdir. İnvitro fertilizasyon yöntemi ile gebe kalan kadınlarda spontan olarak gebe kalan kadınlara göre daha fazla oranda bel ağrısı görüldüğü belirtilmekte ve bu durumdan suprafizyolojik konsantrasyonlardaki
relaksinin sorumlu olduğu düşünülmektedir . Bununla birlikte bu görüşü desteklemeyen çalışmalar da mevcuttur Değişik çalışmalarda etnik , oral kontraseptif kullanımı, multipl düşük hikayesi , sigara (ağır işle birlikte), düşük eğitim düzeyi ve düşük sosyoekeonomik düzey risk faktörleri olarak bulunmuştur.

gebelikte bel ağrısı nedenleri
gebelikte bel ağrısı nedenleri

Buna karşılık annenin boyu, kilosu, hamilelikteki kilo alımı gebelikle ilişkili bel ağrısı gelişiminde risk faktörü olarak bulunmamıştır.
Ostgaard ve arkadaşları gebelikte kilo alımı, abdominal çevre ölçümü, sagittal ve transvers abdominal çap, lomber lordoz derinliği ve hiperlaksite gibi biyomekanik faktörlerin ağrı gelişiminde etkili olup olmadığını incelemişler ve sagittal abdominal çaptaki artış ile lomber lordoz derinliğinin etkili olduğunu bulmuşlardır. Aynı çalışmada gebelik süreci başındaki lomber lordoz derinliğinin de bel ağrısının ortaya çıkışında etkili olduğu bulunmuştur. Lomberfleksiyon sırasında bel kaslarının aktivitesi incelenmiş ve bel kaslarındaki relaksasyon bozukluğunun ağrı gelişiminde risk olabileceği düşünülmüştür.
İş ya da meslekle ilgili ilişkiyi inceleyen çalışmalarda gebelikte bel ağrısı gelişimi ile iş yoğunluğu ve düşük iş memnuniyeti arasında ilişki tesbit edilmiştir. İşle ilgili risk
faktörleri olarak uzun süre oturma ya da uygun olmayan postür, uzun süre ayakta durma, ağır kaldırma, dönme, öne eğilme, ara vermeden çalışma, iş sonrası yorgunluk,işe bağlı stres gibi faktörlerin ağrı gelişiminde rol oynadığı bildirilmektedir.

Comments

So empty here ... leave a comment!

Yaz Yazabildiğin Kadar

Sidebar