Gebelikte Beslenme Nasıl Olmalıdır Detaylı Anlatım

Gebelikte kadının normal metabolizma düzeni üzerine fetal büyümenin eklediği değişiklikler vardır. Gebelik insan yaşamında beslenmenin en önemli olduğu devrelerden biridir. Bu gerçek, halk arasında gebe kadının iki kişilik yemesi gerektiği fikrini doğurmuştur. Oysa gebelikte fazla beslenme de yetersiz beslenme kadar anne ve bebek sağlığına zarar verir.

Gebelikte Beslenme Nasıl Olmalıdır

hamilelikte-beslenme-yöntemleri
hamilelikte-beslenme-yöntemleri

Bu etmenleri kısaca sınıflayacak olursak:

  • Artan enerji ve protein gereksinmesinin karşılanmaması annede ağırlık azalmasına neden olabilir.
  • Artan gereksinmeler karşılanamadığı zaman anemi, diş çürüklüğü, osteomalasi gibi hastalıklar ortaya çıkabilir.
  • Yetersiz ve dengesiz beslenen gebelerde toksemi görülme riski daha fazladır.
  • Yetersiz protein alımına bağlı ödem oluşabilir.
  • Gebeliköncesi ,gebelik ve emziklilik döneminde bazı vitamin ve minerallerin büyük önemi vardır.

Sosyo-ekonomik düzeyi düşük toplumlarda gebe kadınların gebelik süresince ortalama 6,5 kg ağırlık kazandığı, ve bu kadınların çocuklarının % 13,7’sinin prematüre veya düşük doğum ağırlıklı (LBW) bebekler olarak doğduğu saptanmıştır. Gebe kadınların besin gereksinmeleri yaş, fiziksel aktivite durumu, gebeliğin başlangıcındaki ağırlık, besin depolarının yeterlilik derecesi gibi birçok etmene bağlıdır. Gebelikte bazal metabolizma hızı (BMR) normalin ortalama % 20’si kadar artar. Bu artışın gerektirdiği besin öğelerinin karşılanması annenin kendi sağlığı için gerekli olduğu kadar fetusun normal gelişimi için de önemlidir.
Yapılan çalışmalarda eğer anne zayıfsa yani beden kitle indeksi (BKI) 20’nin altında ise ağırlık kazanımının 2. ve 3. trimester süresince haftada 500 g’ın altına düşmemesi gerekmektedir. Buna karşılık ağırca dediğimiz yani beden kitle indeksi 26’nın üzerinde olan kadınların haftalık tartı artış hızı ortalama 300 g olmalıdır.
Kişisel ayrıcalıklar da ağırlık kazanımına etki etmektedir, o nedenle gebeliğin ilk aylarında görülen iştahsızlık, bulantı, kusma isteği, aşırı uyku hali besin alımını güçleştirir. Gebeliği izleyen ilk 3-4 aylık dönemde bu yakınmaların azalması ile annede ağırlık kazanımı 20. haftada 3,5 kg gebeliğin sonuna kadar da haftada 300-500 g’lık artışlarda toplam 10-12 kg ağırlık kazanımına ulaşır. Bunun sonucunda da 3-3,3 kg ağırlığında bir bebek dünyaya gelebilir.

Gebelikte Aşırı Kilo Almak

Gebelik süresince alınan aşırı kilolar doğum sorunlarına öncelikle sezeryan, postmatürasyon (doğum tarihinin gecikmesi) fetusta mekonyum aspirasyonu gibi anne ve bebek için riskli durumlara neden olabilir. Gebelik süresince fetus gelişimi ve diğer fizyolojik olaylar sonucu 80.000 enerji harcanır. Bu enerji adolesan gebeler için bazı değişikler gösterir. Adolesanın hem kendi büyümesi hem de fetusun gereksinmeleri, fiziksel olarak kişinin aktif veya pasif olması, hızlı büyüme dönemi adolesanların enerjiye olan gereksinmelerini arttırır. Annelerin gebelik süresince yetersiz kilo almaları düşük doğum ağırlıklı bebek doğurma riskini arttırırken, annede bazı sorunların ortaya çıkmasına da neden olabilir.İntrauterin büyüme ve gelişmenin bozulması fetusun yetişkin döneminde kardiyovaskuler hastalıklar,hipertansiyon,tip II diabet,şişmanlık ve kanser gibi hastalıklara yatkınlık riski oluşmaktadır.

gebelikte-beslenme
gebelikte-beslenme

Gebelikte Enerji

Gebelikte fetusun büyüme ve gelişmesi, annenin günlük aldığı besinlerin plasenta aracılığıyla fetusa taşınmasıyla olanaklıdır. Fetus her koşulda enerji ve besin öğeleri gereksinmelerini annenin depolarından karşılamaktadır. Özellikle gebeliğin 20. haftasından geçerli olmak üzere gereksinmeler artar. Bu artan gereksinmeleri karşılamak için gebe kadınlara günde 300 kkal ek olarak verilmesi gereği çalışmalarla gösterilmiştir. Enerji artışını oluşturan birincil etmenlerden biri de annede oluşan yağ birikimidir. Bu yağ birikimi gebelerin çoğunda ikinci trimesterde oluşmaya başlar ve 3,5 kg’lık bir yağ deposu oluşur. Bu oluşan yağ deposu emziklilik döneminde artan enerji gereksinmesini karşılamak ve metabolizmayı korumak içindir.
Günlük enerjinin % 15’i proteinler, % 30’u yağlar ve % 65’i de kompleks karbonhidratlardan sağlanmalı, basit şeker dediğimiz çay şekeri ve benzeri besinlerin aşırı tüketiminden kaçınılmalıdır.
Günlük şeker tüketimi üzerine yapılan çalışmalarda diyetteki karbonhidrat türünün değil, miktarının önemli olduğu belirtilmiş, gebelik süresince diyette karbonhidrat sınırlamalarının annede protein ve enerji yeterli alınsa bile, fetusta beyin gelişimi, glikojen düzeyleri ve nörotransmitter sentezi üzerine olumsuz etki yaptığı saptanmıştır.

Kadının çalışma yaşamına atılması, eğitiminin uzaması, ilk gebeliğini geç yaşayan kadınların sayısında da artışa neden olmuştur. Bu yaş grubundaki kadınların da kişisel ayrıcalıkları değerlendirilip beslenme durumları saptanmalı, hipertansiyon, gestasyonel diyabet, sezeryan doğum riski açısından değerlendirilip günlük 150-200 enerjilik ek yapılması uygun görülmektedir.

Comments

So empty here ... leave a comment!

Yaz Yazabildiğin Kadar

Sidebar