Gebelikte Diyabet, Gebelikte Diyabet Tedavisi

Anadolu Sağlık Merkezi’nden Endokrinoloji, Metabolizma Hastalıkları ve Diyabet Uzmanı
Dr. Özay Tiryakioğlu ‘Gebelik ve Diyabet’ ile ilgili bilgi verdi.

Şeker hastalığı bazen ilk kez gebelikte ortaya çıkabilir. Buna da gestasyonel (gebeliğe bağlı) diyabet
adı verilir. Gebelikte işleyen hormonal mekanizmalar sonucu gelişen (plasentadan salgılanan İnsan
Plasental Laktojeni (HPL) isimli hormonun temelde rol oynadığı ), gebeliğin sonlanması ile sıklıkla
gerileyen bir diğer özel diyabet tipidir.
Daha öncesinden şeker hastalığı olan ve bu nedenle insülin ya da diğer antidiyabetik ilaçları kullanan
gebeler ve mevcut gebeliği esnasında şeker hastalığı tanısı konan gebelerde anne adayı ve özellikle
de bebek açısından tehlikeli durumlar ortaya çıkabilir.

Gebelikte Diyabet

GEBELİK ÖNCESİNDE VAROLAN DİYABET VE GEBELİK

Gebelikte Şeker Hastalığı

Tanım: Gebeliği öncesinde diyabet tanısı almış ve halen tedavi gören gebelerde Tip I ya da Tip II
diyabet söz konusu olabilir. Ancak doğurganlık dönemindeki hastaların genç yaşta olmaları nedeniyle
gebelikte tip 1 diyabet daha sık görülür. Bu hastaların çoğuna gebelik öncesinde tanısı konmuştur.
Nadir durumlarda tip 1 diyabet ilk bulgularını gebeliğin başlangıcında verebilir. Gebelik esnasında
varolan diyabet hem anne adayı hem de bebek için oldukça tehlikeli durumların oluşmasına yol
açabileceğinden hastalar bu konuda uzman olan kadın doğum uzmanı ve endokrinologlar tarafından ciddiyetle takip edilemelidirler.
İnsülin ihtiyacı gebelikle birlikte önemli derecede artar . Diyabetli gebelerde özellikle hamileliğin son 3
ayında bu çok daha belirgin olur ve insülin doz ayarlaması yapılmazsa kan şekeri çok yükselebilir ve
‘şeker koması’ olarakta bilinen (ketoasidoz) ciddi klinik durum ortaya çıkabilir. Ciddi idrar yolu
enfeksiyonları, vajinal kandidiyazis gibi enfeksiyonlara yakalanma olasılığı, özellikle kötü kontrol edilen
olgularda artmaktadır. Öte yandan diyabetik gebelerde preeklampsi olarak bilinen gebeliğe bağlı ciddi
hipertansiyon ortaya çıkma olasılığı da belirgin bir şekilde yükselir.
Gebeliğin erken döneminde, bebeğin organlarının oluşumu aşamasında (hamileliğin ilk 3 ayı) kan
şekerinin yüksek seyretmesi bebekte ciddi bazı gelişim bozukluklarına ve erken düşüklere neden
olabilir. Özellikle kan şekeri kontrol edilmemiş bir şekilde gebeliğe başlayanlarda anomalili çocuk
(başta kalp olmak üzere, santral sinir sistemi, iskelet sistemi, genitoüriner sistem ve sindirim
sisteminde çeşitli anormallikler) doğurma riski 3-4 kat artar. Kan şekerinin yüksek seyretmesi gebeliğin
tüm dönemlerinde bebeğin anne karnında aniden ölme riskini artırır.Kontrolsüz diyabet bebeğin
normalden iri olmasına (>4kg), amnios sıvısının artmasına (polihidramnios), akciğer olgunlaşmasında
gecikmeye ve buna bağlı doğum sonrası solunum sıkıntısı yaşamasına yolaçabilir. Preeklampsi
gelişen diyabetik annelerin bebeklerinde ise intrauterin gelişme geriliği ortaya çıkabilir. Doğum
esnasında ise normalden iri olan bebeklerde distres, mekanik problemler (omuz takılması) gibi
güçlüklerle karşılaşılabilir. Bebek doğduktan sonra da başta hipoglisemi (kan şekeri düşmesi),
hipokalsemi (kalsiyum düşüklüğü) ve hiperbilirubinemi (bilirubin yüksekliği) olmak üzere ciddi yenidoğan problemleri ortaya çıkabilir.
Tüm diyabetik anne adaylarında ve özellikle de glikozillenmiş hemoglobin (HbA1c) adı verilen ve son 3
aylık dönemde diyabetin seyri ve tedavinin başarısını anlamamızı sağlayan değeri yüksek bulunan
anne adaylarında bebek özel bir takım testlere tabi tutulur. Normal seyreden gebeliklerde tek başına
yeterli olan üçlü test incelemesine (16. gebelik haftasında uygulanır ve özellikle Down sendromu ve
nöral tüp defekti gelişme riskini belirler) ek olarak bu gebelerde 18. gebelik haftasında II. düzey
ultrason (normal ultrasondan daha iyi çözünürlük ve görüntü kalitesine sahip olan, riskli gebeliklerin
takibinde uzman kadın doğum uzmanı olan ‘perinatologlar’ tarafından uygulandığında bebeğin
ayrıntılı incelenmesini sağlayan ultrason) ve 20. gebelik haftasında fetal ekokardiografi (kalp ve damar
anomalilerini saptamaya yarayan, ultrason ilkesine benzer ilkeyle çalışan bir cihazla ) yapılır. Rutin
tarama amacıyla kullanılan bu incelemelerde bir patoloji saptanması durumunda amniosentez ya da
kordosentez adı verilen daha özel ileri girişimsel incelemeler gerekebilir.

Gebelikte Diyabet


GESTASYONEL (GEBELİĞE BAĞLI) DİYABET

Hamilelik Sonrasında Diyabet

Daha önce diyabetik olmayan bir gebede hamileliğin seyri sırasında ortaya çıkan diyabete gestasyonel
diyabet adı verilir. Hamileliğin seyri sırasında anne karnındaki fetusun gelişmesini sağlamaya yönelik
olarak glikoz metabolizmasında bir takım değişiklikler olur. Plasentadan salgılanan HPL (İnsan
Plasental Laktojeni) adlı hormon gebelikte fetusa yeterince glukoz ulaşmasını sağlamak amacıyla
insülinin kan şekerini düşürücü etkisine ters yönde çalışır. Sonuçta gebelik doğal bir hiperglisemi
eğilimi ile özellenir. Bu eğilim bazen patolojik boyutlara ulaşabilir, özelliklede HPL’nin en etkili olduğu
24. gebelik haftasından itibaren gebede diyabet gelişebilir. Bu durum tüm gebeliklerin yaklaşık %5’inde
ortaya çıkar. Daha önceki gebeliğinde iri bebek doğurmuş (4 kg’dan fazla), anomalili bebek doğurmuş,
birden çok düşük yapmış, gestasyonel diyabet geçirmiş, hamilelik öncesi aşırı kilosu olan,
1.dereceden akrabalarında diyabet bulunan gebeler ve halen devam eden gebeliğinde bebeği gebelik
haftasından iri olan, bebeği karnındayken ölmüş olan, amnios sıvısında fazlalık saptanan,
beklenenden fazla kilo alan gebelerde gestasyonel diyabet bulunabilir ya da ilerleyen hamilelik
dönemlerinde gelişebilir. Gestasyonel diyabet tanısını almış gebelerin ancak yarısında bu risk
faktörlerinden bir bulunmaktadır. Bu nedenle hiç bir şikayeti olmasa bile tüm gebeler 24.-28. gebelik
haftalarında şeker hastalığı tarama testine tabi tutulurlar. Getasyonel diyabete yönelik tarama testinin
bu haftalarda yapılmasının temel nedeni; HPL hormonunun kanda en yüksek seviyelere bu dönemde
ulaşması ve doğal olarak diyabet gelişme riskinin en çok bu dönemde olmasıdır. Bu tarama testinde
kişinin aç ya da tok olmasına bakılmaksızın günün herhangi bir saatinde 50 gr saf glikozun suda
hazırlanan eriyiğinin içilmesinden bir saat sonra tokluk kan şekeri ölçülür. Testte bozukluk çıkması
(140 mg/dl’den yüksek kan şekeri değeri saptanması) mutlaka diyabet olduğunu anlamına
gelmemektedir. 50 gram glikoz ile yapılan tarama testi bozuk çıkan her gebeye mutlaka 100 gram
glikoz kullanılarak yapılacak olan oral glikoz tolerans testi (şeker yükleme testi) (OGTT) yapılmalıdır.
Gestasyonel diyabet tanısı ancak bu testin de bozuk çıkması ile konulabilir. Tarama testi bozuk çıkan
gebelere doğrulama testi uygulandığında, bu gebelerin ancak %15’nde gestasyonel diyabet olduğu
görülmektedir. 100 gram glikoz ile yapılan şeker yükleme testi 12 saatlik açlığı takiben hazırlanan
glikozun sudaki çözeltisinin gebeye içirilmesi, içirilmeden hemen önce ve sonraki 3 saat boyunca
saatlik olarak alınan kanda glukoz düzeyinin ölçülmesi ile yapılır. Yapılan bu 4 şeker ölçümünden 2
tanesinin hedeflenen değerlerden yüksek çıkması gestasyonel diyabet tanısını koydurtur. Sadece 1
değerin yüksek olması tanı koydurtmaz, ancak bu hastanın yakın takip edilmesi, gereğinde testin
tekralanması gerekmektedir. Yüksek gestasyonel diyabet gelişme riski olan gebelere tarama testi
yapmadan da direkt olarak bu şeker yükleme testi yapılabilir.
Gestasyonel diyabetin anne adayı ve bebek için riskleri; diyabetin gebelik öncesinde varolduğu durumlardakine benzerdir.

gebelik-ve-diyabet

GESTASYONEL DİYABETTE TAKİP VE TEDAVİ

Gebelikte Diyabetin Tedavisi

Gebelikte diyabet tanısı alan gebeler derhal tüm organ sistemleri fonksiyonu açısından gözden
geçirilir. Bu aşamadan sonra hastanın takibi normal bir gebeninki gibi olmayıp, daha sık muayeneye
gelme, her kontrolde uygulanan diyet ve/ veya insülin tedavisinin kan şekeri değerlerine etkisinin
değerlendirilmesi, gebenin evde kendiliğinden yaptığı kan şekeri ölçümlerinin değerlendirilmesi ve
diyet ve insülin tedavisinin gözden geçirilip düzenlenmesi gerekmektedir. Kontroller esnasında
ultrason incelemesiyle bebekte irileşme, polihidramnios aranır. Belli bir gebelik haftasından sonra (36.
hafta) bebeğin iyilik hali özel testlerle (NST, BFP gibi) haftada bir ve belli bir gebelik haftasından sonra
haftada iki kez takibe alınır. Gebeliğin son haftalarında (38.hafta) insülin kullanan anne adayının
hastaneye yatırılması, kan şekeri düzeylerinin daha sıkı takip edilemsi ve doğumun nasıl yapılacağına
karar verilmesi sıklıkla gerekmektedir. Diyetle kan şekeri regüle olan diyabetik gebede doğumun
kendiliğinden başlaması beklenebilir, insülin kullananlarda ise sıklıkla 40.gebelik haftasının
geçmemesi istenir. Bunun için 40.haftaya giren insülin kullanan gebede doğum kendiliğinden
başlamamışsa indüksiyon denen yöntemle dışardan müdehale ile başlatılır. Sezeryan, iri bebek
gelişmesi yada anne ve/veya bebeğe ait özel bir neden varsa tercih edilir. Bu özel durumlar yoksa
kontrol altında bir diyabetik gebe normal doğum yapabilir, hatta bu tercih edilir. Diyabetik gebenin
doğumu, tam teşekküllü bir hastanede, bu konuda özel eğitim almış jinekolog tarafından ve yine bu
konuda deneyimli ve hazırlıklı çocuk hastalıkları uzmanlarına haber verilerek yapılmalıdır.
Doğum sonrası gebenin insülin ihtiyacı hızla azalır, hatta ortadan kalkabilir. Tamamen normale dönse
bile gestasyonel diyabet geçirmiş olan bir kadın, ileriki dönemler ve sonraki gebelikleri için de risk altındadır. Lohusalığın bitiminde 75 gram glikoz ile tekrarlanacak yeni bir şeker yükleme testi bu riski anlamada sıklıkla yol gösterici olur. Bu hastalara doğum sonrasında bir endokrinoloji ya da dahiliye uzmanı gözetiminde olmaları önerilir.

Comments

So empty here ... leave a comment!

Yaz Yazabildiğin Kadar

Sidebar