Hamilelikte Tütün, Alkol, İlaç Kullanımı

Hamilelikte Tütün – Sigara

Sigara kullanımı infertilite, düşük sperm sayısı, anormal sperm, adet düzensizlikleri, spontan
düşükler, dış gebelik, düşük ağırlıklı bebek doğumları, prematürite, plasenta anormallikleri,
yenidoğan ölümleri ile ilişkili bulunmuştur. Kadınlar bağımlı oldukları, stres veya sıkıntılar ile baş

hamilelikte sigara

etmek, kilolarını kontrol etmek veya yoğun hayat şartları nedeniyle sigara içer. Yalnız, ayrılmış
veya boşanmış, az eğitimli, düşük geliri olan kadınlar sigara içmeye daha meyillidir.
Gebelik isteyen kadınların bırakma konusunda rehberlik almaları gerekir. Sigara bırakma
programları, gevşeme teknikleri, bireysel danışmanlık, hipnoz ve eşlerin desteği ile sigaradan
uzaklaşılabilir.

Hamilelikte Alkol

Alkol, fetüs gelişimi üzerine teratojenik etkisi olan bir maddedir. Hamilelikte kronik alkol alımının
hamilelik üzerine olumsuz etkileri; hamileliğin düşükle sonlanmasından fetusta fiziksel
bozukluklara kadar değişir. Alkolik annelerin bebeklerinde gelişme geriliği, kafatası ile yüzde yapı
bozuklukları ve kalp anomalileri sıklıkla görülür. Fakat bu yapısal bozuklukların bebekte ortaya
çıkmasına yol açan günlük alkol miktarı günümüzde henüz bilinmiyor. Fetal alkol sendromundan
ilk olarak 15 yıl önce bahsedilmiştir. Fetal alkol sendromu tanısı koymak için aşağıdaki bulguları
gözden geçirmek gerekir:

  • Gelişme geriliği,
  • Kafa ve yüzde gelişme bozuklukları,
  • Mikrosefali (kafatasının küçük olması),
  • Mikrognati (çene kemiğinin normalden küçük olması),
  • Yüzde orta hat yapı bozuklukları,
  • Merkezi sinir sistemi bozukluğu,
  • Dikkat dağınıklığı,
  • Zeka geriliği,
  • Davranış bozuklukları.

Unutmamak gerekir ki bu bulgular tek başına fetal alkol sendromu tanısı koymak için yeterli
değildir. Tüm bu bilgiler doğrultusunda hamilelik süresince sık ve aşırı miktarlarda alkol alımından
kaçınmanız, bebeğinizin sağlığı açısından faydalı olacaktır.

Hamilelikte İlaçlar

hamilelikte ilaç

Bir gebeye ilaç verirken hastalığın anne sağlığına olumsuz etkileri, ilacın dokularda birikebilirliği,
ilacın kanda yüksek seviyede kalma süresi, ilacın plasentadan geçebilirliği, ilacın veriliş yolu ve
fetusun içinde bulunduğu gebelik haftası değerlendirilmelidir.
Tüm bunlara ek olarak gebelikteki değişiklikler de göz önüne alınmalı
Gebelikte mide boşalması gecikir ve buna bağlı olarak bağırsaklarda emilen ilaçların
emilimi gecikip ilaç kan seviyeleri düşük olabilir. Öbür yanda mideden emilen ilaçlar bu gecikme nedeniyle daha fazla oranda kana geçerler.
Doğum eylemi sırasında mide boşalması yavaşlar ve hatta durur bu nedenle doğum esnasında ağızdan ilaç verilmemelidir.
Gebelikte bağırsaklardan geçiş yavaşlaması emilmesi bağırsaklarda gerçekleşen kan değerlerinin daha yüksek olmasına neden olur.
Tüm gebelik süresince 12 kilo almış bir gebede fazladan 3-4 kg yağ birikir. Bu da yağda eriyen
ilaçların yağ dokusunda birikip, yağ dokusundan yavaş, yavaş salınmasına yol açar. Bu da ilacın
etkisinin uzamasına neden olabilir. Damardan verilen, yağda eriyen anestezide kullanılan ilaçların (
örn Fenobarbütal) neden olduğu anestezi sonrası uyku halinin gebelerde daha uzun sürmesi
yukarıdaki mekanizmayla kolayca açıklanabilir.
Gebelik hormonlarının etkisi ile deride kan akımı artmıştır. Teorik olarak deriye uygulanan ilaçların
emilimi yada cilt altına uygulanan ilaçların kana karışması gebelikte daha çabuk olmaktadır.
Çoğu ilaç fetusa plasenta yoluyla geçer.

Bu geçişi etkileyen faktörler

1-İlacın fizikokimyasal özelliği (Çözünürlüğü, moleküler büyüklüğü, kanda hiç bir şeye bağlanmadan serbest dolaşması, iyon yükü),
2-Plasental baiyerin yapısı (molekül ağırlığı, <100 olan ilaçlar porlardan (plaseta barierinde geçiş
kapıları) kolayca geçer, 600-1000 arası olanlar daha yavaş, 1000 ve üstü olanlar hemen hemen hiç geçmez.
3-Plasental kan akım miktarı ( rahmin kan akımı artarak termde 500 ml/dak’ya ulaşır,bunun
%85-90 ‘ı plasentaya aittir). Gebelik büyüdükçe fetusa gidebilecek ilaç miktarı da artar.
Dolaşımın bozulduğu bazı kronik hastalıklarda plasentadan ilaç transferi azalır.
Kısaca özetleyecek olursak küçük molekül ağırlıklı, yağda eriyen, non iyonize, proteine
bağlanmayan, gebeliğin geç döneminde alınan ilaçlar fetusa daha kolay ulaşarak daha çok etki ederler.
Gebeliğin 2 ila 4. haftalar arası. prediferensiasyon dönemidir (embriyonun farklılaşma öncesi
dönemi). Bu dönemde embriyonun kendini tamir etme kapasitesi yüksektir. Bu dönemde her hangi
bir zararlı ile karşılaşıldığında ya gebelik ürünü kaybedilir, yada bu dönemde ilacın organa özgü
zararlı bir etkisi olamayacağından, gebelik hiç bir şey olmadan devam eder. (YA HEP YA HİÇ KANUNU geçerlidir)
İlaç kullanımının organlar üzerinde maksimum teratojenik (bir ilacın gebelik ürünü üzerine yapısal
yada gelişme bozukluğu yapıcı etkisi) etkisi 4. ile-10 gebelik haftaları arasında görülür.
Beyin ve gonadlar (yumurtalıklar) gibi,daha geç dönemlere kadar farklılaşmaya devam eden organlar hariç.

İlaçların teratojenik etki mekanizmaları

1-Direkt etki: Bazı ilaçlar ( örn:metotrexat,antifolat etkisi ile) direkt embriyoya toksik etki yapar.
2-İndirekt etki:Bazı ilaçlar ise ( örn: narkotik analjezikler) direkt teratojen etkili değildirler, aşırı dozlarda annede solunum depresyonu yaparak embriyoyu oksijensiz bırakıp fetal oluşum bozukluklarına veya kayıplarına neden olurlar.
3-Bazı ilaçlarda anne vücudunda metabolize olurken toksik bir ara madde oluşturarak gelişim
kusurları oluştururlar ( örn:thalidomide)
Bir ilacı teratojenik olarak kabul edebilmek için
1-Belirli bir bozukluk ya da gelişme kusurunun görülme sıklığında belirgin bir artış,
2-Artış şüpheli ajanın yaygın kullanımı ile eşzamanlı olmalı,
3-İlaç kullanımı, neden olduğu düşünülen gelişim kusurunun, oluşum zamanı ile aynı gebelik haftalarında olmalı.
4-Aynı sendrom ya da gelişim kusuruna neden olduğu bilinen diğer faktörler aynı anda olmamalı, gibi kriterlerin mevcut olması gereklidir.

GEBELİKTE İLAÇLAR ETKİLERİNE GÖRE GRUPLARA AYRILMIŞLARDIR.

A GRUBU: Bu ilaçların, kadınlar da yapılmış iyi kontrollu çalışmalarda 1.trimester de
kullanımlarının fetusa her hangi bir risk oluşturmadıkları belirlenmiş ve daha sonraki trimesterlerde
her hangi bir olumsuz etkisi görülmemiştir. Yani bu gruptaki ilaçların f
fetusa zararlı olmaları uzak olasılıktır. Bunlar gebelikte rahatlıkla kullanılır.
B GRUBU: Bu ilaçların hayvan üreme çalışmalarında fetuslara zararı görülmemiş, ancak bu grup
ilaçlarla ilgili gebe kadınlar üzerinde yapılmış kontrollü çalışma yoktur. Yine bu gruba giren bir
kısım ilacın hayvan üreme çalışmalarında ters etkisi görüldüğü halde, kadınlar üzerinde yapılan
kontrollü çalışmalarda bu etkileri insan yavrusu üzerinde teyit edilmemiştir.
C GRUBU: Hayvan çalışmalarında ters etki var ve gebe kadınlar üzerinde kontrollü çalışma yok,
veya her iki grupta da çalışılmamış. Olası yararın, fetusa olası zararından çok daha önemli
olduğunda kullanılan ilaçlar bu grupta toplanmaktadır.
D GRUBU: Bu gruba giren ilaçlar doğum defektleri ile pozitif ilişkili ancak anneye verilmeleri,
fetal riskleri göze alacak derecede,hayati önemde olan ilaçlar.
X GRUBU: Fetal anomali yaptığı hayvan veya insanlarda saptanmış, hamilelerde kesinlikle
kullanılmaması gereken ilaçlar bu gruba girer.
Gebelikte ilaç kullanmadan önce mutlaka doktorunuza danışın yada size ilaç öneren doktorlara gebe olduğunuzu hatırlatın!
İlaç verirken gebelerde geçerli prensipler,aynen emziren kadın içinde geçerli.

Hamilelikte Çevresel Durumlar
Annelik öncesi danışmanlıkta işyeri, ev, boş vakitlerin geçirildiği yerlerin toksik maddeler ve
tehlikeli durumlar için araştırılmalıdır. Çevresel zararlı maddeler birçoktur. DDT gibi kimyasallar,
kurşun, bakır, çinko gibi metaller, vinil klorid, ameliyathane ve diş hekim ofislerindeki anestetik
gazlar, elektronik endüstrisindeki radyasyon bunlardan bazılarıdır.

Comments

So empty here ... leave a comment!

Yaz Yazabildiğin Kadar

Sidebar